31 Temmuz 2013 Çarşamba

Erik marmelatı

Çok fazla tatlı sevmediğim için erik marmelatı tam bana göre diye düşünüyorum. Aynı şey eşim içinde geçerli genelde çilek, kayısı yerine vişne reçeleni tercih eder örneğin. Sizde hafif "mayhoş" seviyorsanız bu erik marmelatını öneririm.

Yarım kilo sarılı kırmızılı hafif ekşisi olan erik
bir çay bardağı şeker

Erikleri ikiye bölüp çekirdeklerini çıkartıyorum. Bir tencereye alıp üzerine şekeri ekliyorum. 35-40 dakika kadar bu şekilde kaynatıyorum. Ne öncesinde ne sonrasında hiçbir şey eklemiyorum (limon vs.) Yalnızca ocaktan aldıktan sonra ekşiliğini kontrol edip çok ekşiyse bir tatlı kaşığı şeker ekliyorum sıcağı sıcağına ki içinde erisin. El blenderı ile ezip kabukların görünmez hale gelmesini sağlıyorum. Soğduktan sonra cam kavanoza alıyorum.

Notlar: 
  • Limon koymuyoruz, çünkü bu reçel değil marmelat. Limona ihtiyacı yok
  • Nekadar uzun kaynarsa marmelat okadar dayanıklı olur
  • Az miktarda yapılması gerek zira anlaşıldığı üzere çok dayanıklı değildir
Afiyetle...




Limonata

Evde yıllardır Limonata yaparız, annem yapar ben yaparım. İzmir'de gittiğiniz her yerde enfes limonatalar içebilirsiniz. Tarifleri farklı farklıdır, ama hepsi doğal hepsi lezizdir. 
Bu tarif annemin...

4 limon
1portakal
1 su bardağı şeker (isteğe göre arttır, azalt)
3 dal nane (yaprak değil dal)
su

Limonların ve portakalın kabuklarını rendenin kalın tarafıyla rendeliyorum. Nane yapraklarının dallarından ayırıp bu rende kabukların üzerine tüm tüm ekliyorum. Limonların suyunu sıkıp yine üzerlerine ekliyorum. Suyu sıkılmış limonları dörde bölüp o parçaları da ekliyorum ve bu karışımın en üstüne şekeri ilave ediyorum. Hiç karıştırmadan tüm malzemeyi buzdolabında 1 saat bekletiyorum. Özleşen malzemeye yarım litre su ekleyip tekrar soğutmaya alıyorum. Şekerinin tamamen eriyip malezemelerin özdeşleşdiğinden emin olduktan sonra kıvamına ve tadına göre su ekliyorum. Genelde bu malzemeden 2lt limoanta çıkıyor, ki çoğu kişi çok daha fazla çıkartabilir. Ancak bana göre o artık yoğun limonata tadını yitiriyor. 

Not: İsterseniz şişelerin içine nane dalları ekleyebilirsiniz, hem hoş bir görüntüsü oluyor hem de nane tadı daha yoğun oluyor.
Afiyetle...


Güveçte Patlıcan

Güveçte yemek yapmak nekadar zor gibi görünse de, aslında patlıcan yemeği yapmanın en pratik yolu diye düşünüyorum. Patlıcan en sevdiğim sebzedir. Kızartması, karnıyarık, oturtması ve diğerlerini ayırt etmeksizin zevkle yerim. Ancak iş zahmetine ve kalorisine gelince biraz duraksar hangi çeşidini yapacağım konusunda kararsız kalırım. Güveç o açıdan en az kalorili ve en çok lezzetli olandır diyebilirim. Güvecin zararlı madde üretmesi, içermesi gibi konularda bilgi sahibi değilim. Bilgilenmeye korkuyor olabilirim :)


Bir kg patlıcan
250 gr dana kıyma (opsiyonel)
3 adet domates
3 adet yeşil biber
1 adet kırmızı biber
2 orta boy soğan
2 kaşık zeytinyağı
yarım kaşık salça
yarım tatlı kaşığı biber salçası
tuz, karabiber, pulbiber
su

Patlıcanları alacalı soyup ortadan ikiye bölüp iki parmak büyüklüğünde doğruyorum.
Tuzlu suda patlıcanları bekletirken, biberleri, domatesleri ve soğanları irice doğruyorum. Güvecin en altına patlıcanları üzerine sebzeleri ve kıymayı diziyorum ve en üste salçaları bırakıyor ve zeytinyağı gezdiriyorum. Yani tüm malzemeleri çiğden tencereye koyuyor ve hiç su koymadan güvecin kapağını kapatıp kısık ateşte 30 dakika arada bir malzemleri karıştırarak pişmeye bırakıyorum. 30 dakikanın sonunda güvecin kapağını açıp malzemelerin nasıl birbirine karıştığını ve kavrulduğunu gördükten sonra 1 bardak kaynamış suyu yemeğe ekliyorum. Tekrar kapağını kapatıp 15 dakika suyunu çekmeye bırakıyorum. Güvecin altını kapatırken baharatları ekleyip yine kapağı kapalı yemeği dinlenmeye bırakıyorum ve yanında köy ekmeği (yufka ekmek) ile servis ediyorum.
Afiyetle...


Fotoğraf mı? Çektiğim fotoğrafı kaybettim, bulamıyorum. Bulunca ekleyeceğim, bu arada hayal ediniz :)


11 Temmuz 2013 Perşembe

Evde kumpir



Evde kumpir yapmayı çocukluğumdan beri bilirim ama en az 10 senedir de yapmamışımdır. Kilo aldırıcı malzemeleri azaltarak kendimi biraz avutmaya çalışsam da bu kumpiri yedim ve kalorileri aldım maalesef :)
Kişi sayısına göre bir karış büyüklüğünde patates (o kadar büyük patates bulamazsanız bir kişi için iki büyük boy patatesi birleştirebilirsiniz)
tereyağ
rendelenmiş kaşar peyniri
küp küp dilimlenmiş kornişon turşu
garnitür
mayonez
yoğurt
haşlanmış sosis veya haşlanmış tavuk göğsü (ikisi de olmasa daha iyi bence)
mısır 
tuz

Büyük boy patatesleri büyüklüklerine göre yaklaşık 45 dakika midi fırının ızgara ayarında ve en üst katta közlüyorum. Bir yandan garnitürü az mayonez daha çok yoğurt ile karıştırarak rus salatasını elde ediyorum. Garnitürü mevsimi ise taze havuç ve bezelye olarak kullanmak hem sağlıklı hem çok lezzetli oluyor. Patetesleri sıcak sıcak fırından çıkarıp soğumasını beklemeden uygun bir kase veya tabağa alıp ortasını açıyorum ve bir miktar tereyağ ile patatesi eziyorum. Sonrasında biraz tuz ve kaşar rendesini ilave ediyor ve karıştırmaya devam ediyorum. Kaşar tamamen eridikten sonra herkes kendi isteğine göre rus salatası, sosis, tavuk, turşu ve mısır ilave ediyor. Ben sosisi pek sevmezken turşu ve mısırı çok severim ve daha çok onları tercih ederim. Ayrıca herkesin kendi malzemesini eklemesi de yemeği birlikte hazırlamamız anlamına geliyor ve daha eğlenceli bir hal alıyor.
Afiyetle...




Damla çikolatalı muffin

Öncelikle her yaptığım yemeğin, kekin, poğaçanın organik ve müthiş sağlıklı olduğu konusunda hiç bir iddiamın olmadığını belirtmek isterim. Daha sağlıklı olduğu söylenen malzemelerle denemelerim var elbet ama tamamen organik yaşamayı henüz başaramadık :)
Damla çikolatalı muffin için malzemeler azaltılabilir ya çoğaltılabilir elbet. Ben bu kez şu şekilde yaptım: 

1 su bardağı  yoğurt (kurtarıcım :9)
2 yumurta
yarım bardak zeytinyağı
yarım bardak süt
bir bardaktan iki parmak eksik şeker
yarım bardak kakao
yarım bardak damla çikolata
bir paket vanilin
bir paket kabartma tozu
alabilidiğince un 

Önce şeker ve yumurtayı çırıpıyorum, ardından yoğurt, zeytinyağı ve sütü ekliyorum. Şekerin eridiğinden emin olduktan sonra tel süzgeçten kakao, vanilin, kabartma tozu ve azar azar un eliyorum sıvı malzemenin içine ve iyice çırpıyorum. Oldukça akışkan bir hamur elde ettikten sonra damla çikolatayı ekleyip bir spatula yardımıyla karıştırıyorum. Aynı spatula ile hamuru silikon kaplara bölüştürüyorum. Hamur muffin kalıplarının en az bir parmak altında kalıyor, ki kabarması için yer kalsın kalıplarda. Önceden ısıtılmış 180 derecelik midi fırının orta katında 45 dakika pişirmeye bırakıyorum. Kürdan'dan yardım almayı ihmal etmeden piştikten sonra soğumaya bırakıyorum. 
Not: silikon kalıpları ilk kullanımda yağlıyor, sonra bir daha yağlamıyorum. 
Afiyetle...




Mayasız kolay poğaça


Mayasız kolay poğaça benim en sevdiklerim arasındadır. Buarada blogun ismini annemin tarifleri mi koysaydım diyer düşünmeye başladım. Zira bu tarif de annemin tarifidir ve çok lezzetlidir.
Beyaz unla yapılır ancak tam buğday unuyla karıştırınca da gayet nefis oluyor, bizzat denedim ve çok beğendim. Mayalı poğaçayı çok sevmediğimden ismini özellikle mayasız poğaça koydum ayrıca yağının da çok az ve yine sağlıklı yağlardan olmasına dikkat çekmek isterim.

1 su bardağı yoğurt
yarım çay bardağı zeytin yağı
iki yemek kaşığı tereyağı
kabartma tozu
az tuz
2 yumurta (sarının birisi üzeri için beklemede)
alabildiğince un
susam ve/veya çörekotu
iç malzemesi için : kuru soğan
beyaz peynir 
ve çeşitli baharatlar 

Malzemeleri eldivenli elimle karıştırıyorum (eldiven kullanmaktan hoşlanıyorum, elimin hamurun içinde gezmesi beni rahatsız ediyor) un ve kabartma tozunu herzaman tel süzgeçten geçirerek ekliyorum. Yumuşak bir hamur elde ettikten sonra elime biraz un alıp hamuru eşit parçalara bölüyorum. Avcumun içinde ortasını biraz açıp içine bir tavada küp küp kesip kavurduğum soğanlar ile birleşmiş beyaz peynirimi koyuyorum. Kenarlarını birleştirip yağlı kağıt ile kaplı tepsiye alıyorum. Üzerine yumurta sarısı sürüp susam serptikten sonra 180 derece de ısıtılmış fırında 35-40 dakika pişiriyorum. Hem alt hem üst yeterince kızardıktan sonra tepsiyi alıp soğutmaya bırakıyorum. Tavsiyem bütün tepsiyi hemen afiyetle yemenizdir, zira sıcak sıcak çok güzel gidiyor. Ertesi güne kadar tabii ki dayanıyor ancak mayalı bir hamur gibi günlerce saklamak mümkün değil.
Afiyetle...







Tam Buğday Ekmeği




Tam buğday Ekmeği, annemlerin tansiyon ve şeker hastalıkları vasıtasıyla hayatımıza girmiş Batu'nun doğumuyla hayatımızda kesin olarak yerini almış bir lezzet çeşitidir. Başta bir çok tarifi denedikten sonra en yisini annem bilir, mantığıyla annemin tarifini denemeye karar verdim ve açıkcası en beğendiğim de bu oldu. Tarifi işte burada: 

1 su bardağı yoğurt
1 paket kuru maya
Yarım bardak ılık (oda sıcaklığı) su
2 yemek kaşığı zeytinyağı
2 yemek kaşığı süt (yoksa sorun değil)
çok az tuz
alabildiğince organik tam buğday unu
isteğe göre içine veya üzerine susam, çörekotu, ayçekirdeği, ceviz, fındık konulabilir.

Malzemelerin tamamını un hariç birbirine karıştırıp bir bulamaç elde ediyorum. Bulamacın üzerine azar azar tel bir süzgeç ile un ilave ediyorum ve yumuşak hatta bulamaç kıvamından çok çıkmayacak bir kıvama ulaşıyorum. En son hepsini eldivenli elimle yoğuruyorum ki (yoğurmak fazla iddialı olur, karıştırmak diyelim) mayası her tarafına bulaşssın, hamuru toparladıktan sonra yoğurduğum kabın içinde üzerini bir mutfak havlusuyla örtüp mayalanmaya bırakıyorum.
45 dakika sonra dikdörtgen bir silikon kek kalıbına yerleştirdiğim ekmek hamurunu 180 derecelik midi fırının orta katında 30 dakika pişiriyorum. Piştiğini anlamak için en iyi yöntem kürdan yöntemi bence, kürdan da piştiğini onaylarsa ekmeği fırından çıkarıp yarım saat dinlendirdikten sonra afiyetle yiyor ve yediriyorum. 
Afiyetle...